Toplum · 3 Eylül 2026 · 9 dk okuma

Menekşe Onuk döneminde diplomattan avukata tehdit iddiası: 24 Temmuz–17 Ağustos kronolojisi

America Turk News’un edindiği bilgilere göre Menekşe Onuk’un başkonsolosluk döneminde görev yapan diplomat Ç.E., ‘Ermeni lobisinin avukatı’ olarak nitelendirilen bir hukukçu aracılığıyla kendi vatandaşı olan Türk avukata disiplin şikâyeti tehdidi, imza baskısı ve ısrarlı telefon aramaları yöneltti. Onuk’la yapılan iki görüşme ve haberleri kaldırtma girişimleri ayrıntılı bir zaman çizelgesiyle aktarıldı.

Telefon aramaları, e-posta ve hukuki yazışmalar üzerinden ileri sürülen diplomatik baskı iddialarını temsil eden editoryal görsel
Editoryal görsel: America Turk News / yapay zekâ destekli görselleştirme

Menekşe Onuk’un Los Angeles Başkonsolosu olduğu dönemde görev yapan ve kamuya açık haberlerde adı Ç.E. olarak aktarılan diplomat hakkında yeni bir gelişmeler zinciri öğrenildi. America Turk News’un edindiği bilgilere göre Ç.E., kendi vatandaşı olan Avukat Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu’na doğrudan cevap vermek yerine, ‘Ermeni lobisinin avukatı’ olarak nitelendirilen bir hukukçuyu devreye soktu. Bu avukatın disiplin şikâyeti tehdidi, imzaya zorlama, posta ve kişisel telefona kadar uzanan ısrarlı aramalarla Türk avukat üzerinde baskı kurduğu iddia edildi.

Yeni bilgiler, 24 Temmuz’a kadar olağan ilerleyen hukuki sürecin birkaç gün içinde nasıl tehdit içerikli yazışmalara ve hafta sonları da sürdüğü öne sürülen aramalara dönüştüğünü ortaya koyuyor. Olayın odağında, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir diplomatın kendi vatandaşını neden dışarıdan bir avukat aracılığıyla korkutmaya çalıştığı iddiası bulunuyor. Aşağıdaki hususlar, aksi ayrıca belirtilmedikçe, America Turk News’un edindiği bilgilere ve devam eden davada ileri sürülen iddialara dayanmaktadır; haklarında verilmiş nihai bir yargı kararı yoktur.

24 Temmuz’a kadar olağan seyreden dosyada kırılma nasıl yaşandı?

Edinilen bilgilere göre hukuk bürosu; polis kaydı, sigorta görüşmeleri ve hastane işlemleri bulunan dosyayı hızla ilerletti. 24 Temmuz’a gelindiğinde önemli bir teklif alınmış ve Avukat Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu ile Ç.E. arasında yaklaşık 30 dakika süren bir görüşme yapılmıştı. Bu tarihe kadar taraflar arasında olağan dışı bir sorun veya ilişkiyi hemen sona erdirecek bir anlaşmazlık bulunmadığı öğrenildi.

Üç gün sonra, 27 Temmuz Pazartesi günü saat 10.00 civarında gönderilen e-postada Ç.E.’nin dosyayı bundan sonra kendisinin yürüteceğini ve bütün belgelerin kendisine verilmesini istediği öğrenildi. Bu ani kararın önemli teklifin alınmasından hemen sonra gelmesi, sonraki olayların başlangıcı oldu.

Yedi sayfalık yanıtın ardından tehdit iddiası gündeme geldi

Hukuk bürosu, 28 Temmuz Salı sabahı yedi sayfalık bir yanıt gönderdi. Yazıda, Ç.E.’nin temsil ilişkisini sona erdirebileceği kabul edilirken o tarihe kadar yapılan çalışmalar ile polis, sigorta ve sağlık süreçlerindeki devam eden işlemler açıklandı. Büro aynı gün sigorta şirketine artık temsilin sürmeyeceğini bildirdi ve konunun doğrudan görüşmeyle çözülebileceğini son derece saygılı bir dille iletti.

Ancak edinilen bilgilere göre yanıt, Ç.E.’den, Başkonsolos Menekşe Onuk’tan veya başkonsolosluğun hukuk işlerinden sorumlu müşavirinden gelmedi. Daha önce başkonsolosun şahsi hukuk işlerini de yürüttüğü belirtilen hukuk müşaviri yerine, Türk karşıtı Ermeni lobi çevreleriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen dışarıdan bir avukat devreye girdi. Bu kişinin disiplin makamlarına şikâyet tehdidi içeren bir e-posta gönderdiği, Ç.E. ile doğrudan temas kurulmamasını ve iki belgenin imzalanmasını istediği iddia edildi.

Aynı avukatın daha sonra posta gönderdiği, Türk avukatın kişisel cep telefonunu aradığı ve toplantıda olması nedeniyle telefonu açan Amerikalı ofis çalışanlarıyla konuştuğu öğrenildi. Ofis çalışanlarının, karşı tarafın avukatından gelen bu üslup ve talepleri olağan dışı bulduğu; aramaların daha sonra ofisin diğer çalışanlarına kadar yayıldığı belirtildi.

Haberde kullanılan ‘Ermeni lobisinin avukatı’ nitelendirmesi kişinin etnik kökenine veya inancına değil, Türk karşıtı siyasi lobi çevreleriyle bulunduğu ileri sürülen ilişkilere dayanıyor. America Turk News bu bağlantıya ilişkin verilmiş bir mahkeme kararı veya resmî soruşturma bulgusu tespit etmedi; bağlantı bu aşamada iddia niteliğindedir.

29 Temmuz’da Menekşe Onuk’la yapılan görüşmede ne konuşuldu?

Ofis çalışanlarından aramaların ayrıntısının öğrenilmesinin ardından 29 Temmuz Çarşamba günü Başkonsolos Menekşe Onuk’a mesaj gönderilerek görüşme talep edildi. Edinilen bilgilere göre taraflar aynı gün yaklaşık yarım saat telefonla konuştu. Görüşmede tehdit olarak değerlendirilen e-posta, kişisel numaraya gelen aramalar ve Los Angeles Türk toplumunda geçmiş saldırıların yarattığı güvenlik kaygısı tek tek anlatıldı.

Onuk’un görüşme sırasında Türk avukatın mesleki ve toplumsal çalışmalarından övgüyle söz ettiği; buna karşılık kendisine kişisel takdir beklenmediği, önemli olanın bir Türk vatandaşının korkutulmasının durdurulması olduğu cevabının verildiği öğrenildi. Onuk’un konuyu muavini Ç.E. ile konuşacağını söylediği, ancak sonrasında yazılı bir açıklama veya somut müdahale bildirmediği ileri sürüldü.

Bu görüşmeden sonra da adı açıklanmayan avukatın ve ofisinin aramalarının sürdüğü, hafta sonu yapılan telefonların hukuk bürosundaki çalışanlara kadar ulaştığı iddia edildi. Israrlı aramalar ile kişisel numaranın kullanılmasının Türk avukatın eşi ve çalışma arkadaşlarında ciddi kaygıya neden olduğu öğrenildi.

4 Ağustos görüşmesinde etnik kimlik değil davranış vurgulandı

Edinilen bilgilere göre Menekşe Onuk, 4 Ağustos’ta Türk avukatı yeniden aradı. Onuk’un söz konusu avukatın Ermeni olduğunu bilmediğini ve onu İranlı zannettiğini söylediği ileri sürüldü. Buna karşılık kişinin soyadı, etnik kimliği, uyruğu veya dininin tek başına önem taşımadığı; asıl meselenin, Türk devletini temsil eden bir görevlinin kendi vatandaşına karşı tehdit ve baskı olarak algılanan bir süreci neden başlattığı veya sürmesine neden izin verdiği olduğu ifade edildi.

Bu ikinci görüşmede e-posta ve telefon baskısının durdurulması, özür dilenmesi ve kendi vatandaşına yönelen tehdide müdahale edilmesi istendi. İddiaya göre Onuk konunun kendisiyle ilgili bir sorun olmadığını söyledi ve görüşmenin ardından aramalar bir süre daha devam etti. Onuk’un bu konuşmaya ilişkin kamuya açık bir açıklaması bulunmuyor.

İlk haberden kısa süre sonra aramaların durduğu ileri sürüldü

İlk haber ve video 17 Ağustos’ta, 4 Ağustos görüşmesinden 13 gün sonra yayımlandı. Edinilen bilgilere göre Ç.E., haberin yayımlanmasından yaklaşık yarım saat sonra Türk avukatı arayarak haberin kaldırılmasını istedi. Kendisine asıl beklentinin haberin kaldırılması değil, tehdit olarak nitelendirilen davranışların sona ermesi ve özür dilenmesi olduğu cevabı verildi.

Kamuoyuna yansımanın ardından Menekşe Onuk’un Türk toplumundaki çeşitli kişileri devreye soktuğu ve ondan fazla kişinin Türk avukatı arayarak haberin kaldırılmasını istediği ileri sürüldü. Arayan kişilerin kendilerine Onuk’un ulaştığını söylediği ve görüşmelerde temel talebin haberlerin geri çekilmesi olduğu öğrenildi. Ç.E.’nin daha sonra söz konusu avukatla çalışmayı bıraktığını bildirdiği ve taciz olarak nitelendirilen aramaların aynı gün kesildiği iddia edildi.

Bu kronolojiye göre Ermeni lobisiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen avukatın ısrarlı temasları, başkonsolosluğa iki kez bilgi verilmesine rağmen günlerce sürdü; ancak olay kamuoyuna yansıdıktan sonra sona erdi. Bu durum, temsil makamının neden daha önce harekete geçmediği ve kendi vatandaşının güvenlik kaygısını neden gidermediği sorularını beraberinde getirdi.

New York’taki teknoloji zirvesine uzanan baskı iddiası

Olayın ikinci aşamasında, Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu’nun yönettiği U2U Law’ın 4–5 Eylül’de New York Türkevi’nde düzenlenecek Türk-Amerikan Teknoloji Zirvesi’ndeki sponsorluğunun hedef alındığı öne sürüldü. Edinilen bilgilere göre Menekşe Onuk; MÜSİAD çevresine, Los Angeles’taki din ataşeliğine ve New York Başkonsolosluğu tarafına ulaşarak Türk avukatın etkinlikten dışlanmasını veya sponsorluğunun geri çekilmesini istedi. Bu temaslar ilgili kurumlar tarafından kamuya açık biçimde doğrulanmış değildir.

Zirvenin resmî internet sitesi, 3 Eylül 2026 itibarıyla U2U Law’ı sponsorlar arasında göstermeye devam ediyor. Aynı sayfalarda etkinliğin T.C. New York Başkonsolosluğu ve Türkevi ev sahipliğinde, Genç MÜSİAD desteğiyle düzenlendiği belirtiliyor. Bu açık kayıt, ileri sürülen çıkarma talebinin yapılıp yapılmadığını kanıtlamıyor; ancak böyle bir talep iletildiyse haberin yayımlandığı ana kadar sponsor listesinden çıkarma sonucunu doğurmadığını gösteriyor.

Menekşe Onuk ve adı geçen kişilerden yanıt bekleniyor

Kamuya açık kayıtlarla doğrulanabilen hususlar; Menekşe Onuk’un Los Angeles Başkonsolosu olarak görev yaptığı, Ç.E. hakkındaki tehdit iddialarının dava ve haber konusu olduğu, ilk haberlerin 17 Ağustos’ta yayımlandığı ve U2U Law’ın 3 Eylül’de zirvenin resmî sponsor listesinde bulunduğudur. 29 Temmuz ve 4 Ağustos telefon görüşmelerinin içeriği, üçüncü kişilere yapıldığı ileri sürülen aramalar ve etkinlikten dışlama talebi henüz nihai bir yargı kararıyla doğrulanmış değildir.

America Turk News ve California Turk News; Başkonsolos Menekşe Onuk’un, Ç.E.’nin, adı açıklanmayan avukatın, Los Angeles ve New York başkonsolosluklarının, MÜSİAD temsilcilerinin ve zirve organizasyonunun yanıtlarını yayımlamaya hazırdır. Somut belge, açıklama veya düzeltme ulaştığında bu haberin güncellenme zamanı ve değiştirilen bölümler okura açık biçimde gösterilecektir.